TÜRKİYE’NİN EPSTEİN OLAYI! Hatay’ın Belen ilçesine bağlı Soğukoluk yaylasında yıllar önce yaşandığı anlatılan bu sahneler, bugün dünyayı sarsan Jeffrey Epstein dosyasını hatırlatıyor. Farklı coğrafyalar, farklı dönemler… Ancak iddiaların niteliği ürkütücü biçimde benzer: güç, para, seks ticareti ve örtbas iddiaları.
Beyaz Kadın Ticareti ve Gizli Mahzenler
1980 öncesi Soğukoluk, resmi kayıtlara yansımayan ama bölge halkının hafızasında derin iz bırakan bir karanlık dönemle anılıyor. Yaylada art arda açılan gazino ve otellerin alt katlarında gizli odalar, mahzenler ve dehlizler bulunduğu; genç kadınların zorla fuhşa sürüklendiği; karşı çıkanların şiddete maruz kaldığı iddiaları yıllarca konuşuldu.
O dönem “Beyaz Kadın Ticareti” olarak anılan yapı, yalnızca yerel bir suç organizasyonu değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve hatta yurt dışından gelen müşterilerin uğrak noktası haline gelmişti.
Elit Eğlence Mekânından Fuhuş Üssüne
Soğukoluk’un hikâyesi aslında bir turizm yatırımıyla başladı. Ermeni asıllı Jozef Ayvazyan’ın yaylada inşa ettiği otel, dönemin sanatçılarının sahne aldığı seçkin bir eğlence merkeziydi. Ancak zamanla kontrolsüz yapılaşma ve organize suç iddiaları bölgenin çehresini değiştirdi.
Bir dönem Hatay’ın en zengin ve nüfuzlu isimlerinin eğlence adresi olan bölge, kısa sürede karanlık ilişkiler ağının merkezine dönüştü.
Türkiye’nin epstein olayı 12 Eylül ve Perde Arkasının Açılması
1980 darbesi sonrası askeri yönetimin talimatıyla yapılan operasyonlar, Soğukoluk’taki gizli yapılanmayı dağıttı. Uğur Dündar’ın televizyon ekranlarına taşıdığı görüntüler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İddialara göre mahzenler açılmış, gizli odalar ortaya çıkarılmış, birçok işletme mühürlenmişti.
Sonrasında bölge yeniden yapılandı; bugün ise villaların, malikânelerin yükseldiği bir sayfiye yaylası olarak biliniyor.





